Üsküdar'dan Beşiktaş'a geçeyim bari dedi tüm boş zamanını nasıl geçireceğini bilmeyen orta yaşlı insanlar gibi. Motor kalabalıktı. Bir Motorda Dört Kişi'yi hatırladı. Motor yansa hiçbiri yardım etmez bunların birbirine dedi. Adağını kurban bayramında keseceği ineğe ceviren kasap hangisidir acaba diye düşündü. Kıllı, şişman kasabı aradı bulamadı. Haldun Taner'in insanları yoktu bu motorda. İskeleden acelesi varmış gibi atladı, kalabalıktan sıyrıldı. Ortaköy'e doğru yürümeye başladı. Solda Yahya Efendi Dergahı sokağına saptı. Her yokuşun bir inişi vardır dedi güldü kendi kendine. Kediler yine sağlı sollu dizilmiş evin sahibi biziz, bizimle iyi anlaşın yoksa yapacağımızı biliriz der gibi kurumlu kurumlu yatıyorlardı. Kedi olsaydım keşke diye düşündü. İstediğin kişinin istediğin zamanda ve istediğin kadar seni sevmesine izin vermek ne büyük ayrıcalıktı. Kedi olmayı düşünmek aklına Being John Malkovich'i getirdi. Olmak ya da olmamak. bütün mesele buydu işte. O an John Hamlet Malkovich'in burnuna bir tütsü kokusu geldi. Kokuyu takip etti, camiiye girdi. Kadınların çoğunlukta olduğu türbe odasında onlar ne yapıyorsa onu yapmak istemedi. Büzüldü bir köşede ve uyudu. Rüyasında peygamber efendimizi gördü. Seyahat ya Resulallah dedi, demesiyle uyanması bir oldu. Kadınlar ve koku ve türbe ve dahi Beşiktaş yoktu. Bir motordaydı. Üsküdar'dan Beşiktaş'a giden bir motorda. Yahya Efendi Türbesine gideyim dedi, ne zamandır gitmiyorum hem. Mesut bir insan gibi gülümsedi.
Yazarlık Atölyesi/Bağlarbaşı Temmuz 2023
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder