28 Ocak 2020 Salı

bir ib hikayesi


akıllı tahtaya bırakılan notlar...



Sevgili Varolmayan Godot








Mardin Masalı

Hak Dostum Hak! Edeyim meclise bir kıssa beyan, kıssadan hisse ala arif olan. Bir zamanlar, daha Dicle'nin önüne setler yapılmamış iken, Türkiye'ye Migros gelmemiş iken, Hasankeyf'in inşaasında ihaleye fesat karıştırılır iken Mardin denen ilin bir köşesinde dört çocuk yaşar imiş. Gençler öküzlerle güreşir, koyunları sırtlanır, keçilerle kayalardan zıplarlarmış. Gün olmuş bu çocuklar büyümüş, serpilmiş birbirinden yiğit birbirinden yakışıklı delikanlılar olmuşlar. Herkesçe bilinir, Mardin'in kızları da güzeldir. O kadar dilber varken bizim oğlanlar bir esmer güzeline tutulmuş. Beraber büyüyen dört oğlan birbirine düşman dört aşık olmuş. Hepsi teker teker gidip kızı babasından istemiş. Kızın babası zalimin biriymiş, dilenci görse tekme atar, yetimin hakkını yer, tayini için milletvekillerini ararmış. Adamın kalbi kömürden kara, kayadan sertmiş. Dört gencin de kızını istediğini görünce bu gençleri birbirine düşürmek, yarıştırmak istemiş. Kızını, bir yanardağın tepesinden iki yaşındaki bir düve ağırlığında volkan camı getirene vereceğini söylemiş. Bizim oğlanlar hemen başlamış aramaya. Aramışlar aramışlar, Karaca Dağ'ın her tarafına bakmışlar, her tarafını kazmışlar ama bulamamışlar. Bulamayacaklarını anlayan gençler teker teker, diğerlerine belli etmeden Şahmeran'ın yanına gitmiş. Bu taşı nerede bulacaklarını sormuşlar. Şahmeran onlara bu türden bir taşı ancak kralın sarayında olacağını söylemiş. Şahmeran'ın asıl amacı düşmanı olduğu Süryani kralını gençlere öldürtmekmiş. Gençlere taşı ancak kralı öldürdüklerinde alabileceklerini söylemiş. Gençler silahlarını kuşanmış, kalkanlarını almış, miğferlerini takmışlar. Kralın sarayını basmışlar otuz dokuz askeri öldürmüşler sonra da kralı boğazlamışlar ama taşı bulamamışlar. (Daha sonrasında ölen kırk kişi anısına Kırklar Kilisesi yapılmıştır.) Şahmeran'ın yalan söylediğini anlayınca yıldırım hızıyla Şahmeran'ın mağarasına dönüp onu da öldürmüşler. Elleri kanlı, kara kara düşünürken Şah-ı Merdan'a gitmeye karar vermişler. Hemen gidip ona danışmışlar. Şah-ı Merdan eğer gençlere taşın yerini söylerse gençlerin birbirini yiyeceğini farketmiş. Bu yüzden onlara taşı bulmanın imkansız olduğunu söylemiş. Dört delikanlı da çöllere düşmüş, mecnuna dönmüşler. Hayvanlarla konuşur,su içmez, yemek yemez olmuşlar. Yanlarından geçen bedeviler onlara çaput bağlıyor, dilek diliyorlarmış. Bu sıra Şah-ı Merdan taşın yerini bildiği halde söylemediği için vicdan azabı çekiyormuş. Bir gece dayanamamış, gitmiş bir kuyuya anlatmış. Kuyudaki su bunları duymuş. Su şelalelerden akmış toprağın içinden süzülmüş, çöllerde gezinen dört gençle bir vaha da buluşmuş. Gençler hayvanlara su vermek için göle yaklaşmış o anda su her şeyi anlatmış. Gençler hemen sudan içmiş, güçlerini geri kazanmışlar. Bir anda gözleri dönmüş, bir hışımla taşı ilk bulan olabilmek için birbirlerine girmişler. Yaradan Mevlam onların bu halini görmüş, aşkla tutuşan kullarının bu haline üzülmüş bir anda onların bedenlerini yok etmiş. Kıyafetleri suyun kenarında kalmış. Bunu gören hüdhüd kuşu her şeyi insanlara anlatmış. Onlarda ahirete göçen dört gencin anısına dört kapılı bir mescid yapmışlar. Mescidin bir duvarına da bu 4 uşşâkın arayıp durduğu volkan camından bir parça yerleştirmişler.
İhsan Erdem